Hasan Kaya
Alevilik üzerine yazan çizenin sayısı belli değil. Üç kitap, iki yazı okuyan kalemi eline alıp başlıyor Alevilik üzerine yazmaya. Hepsi başımıza alevi uzmanı kesildiler. Çalıştaylara katılıp, Alevilerin ne tür sorunları olduğunu, ne istediklerini anlatıyorlar...
İyi niyetli her girişim elbette alkışlanmalı, saygı görmeli. Bu konuda bir sıkıntımız yok. Ancak; iş çığırından çıktı. Hükümet Alevi Çalıştaylarına öylelerini çağırmaya başladı ki; “Bu kadarına; pes” dedik...
Alevilikle ilgili tüm bilgileri; büyüklerinden duydukları aşağılamalar ve ipe sapa gelmez söylencelerden ibaret olanlar dahi; oradalar.
Açılım sevdalısı bir hükümetimiz var. Ne bulsa açacak... Açmak istemediği tek bir şey var: o da; kızlarımızın başı...
Sevda da bir yere kadar oluyormuş...
Lafı uzun etmeyelim. Biz işin özüne gelelim. Başlıktaki soruyu yenileyelim...
Aleviler ne istiyor?
Alevilerin öncelikle istediği şu: Devlet Aleviliği tanımlamaktan uzak dursun. Bıraksın bunu Aleviler kendileri yapsın.
Bütün batı demokrasilerinde olan bu. Devlet her hangi bir Hıristiyan mezhebin, mezhep içindeki değişik yolların kendini nasıl tanımladığına karışmaz. Yurttaşlar inançlarını algıladıkları gibi tanımlar ve yaşarlar...
Avrupa'da; durum böyle. ABD'de, durum daha rahat. Neredeyse her papazın kendi Kilisesi var. Devlet işgüzarlık edip; “Durun bakayım; 2 bin yıllık bir dini siz istediğiniz gibi yorumlayamazsınız” demiyor.
Bizde nasıl oluyor?
Biz, yurttaşlarımızı kendi haline bırakmayı sevmiyoruz. Tehlikeli buluyoruz. Dost var düşman var. Ne olur ne olmaz. Tedbiri elden bırakmıyoruz. Dolandıra dolandıra kulağımızı tersten göstermeyi seviyoruz.
Önce bakan, başbakan düzeyinde açıklama yapılıyor: “Biz bir Alevi Açılımı yapacağız.”
“İyi kardeşim yap. Seni tutan mı var”
“Yok, öyle olmaz”
“Ya nasıl olacak”
Önce Diyanete sorulacak, sonra; çok bilmiş gazeteci abilerimiz var. Sonra; akademisyenler, Siyasi Partiler arasında Konsensüs (oydaşma) aranacak ve Meclis...
Bu saçmalığın nedeni ne?
Alevilik tanımınında, Aleviler hem fikir değillermiş.
Evet, değiller. Ne var bunda. Her din, her mezhep için bu böyle değil mi...
Öyle.
Her dinin değişik mezhepleri ve her mezhep içinde değişik yollar, yani tarikatlar yok mu?
Var...
Değişik dinleri, mezhep ve tarikatları var eden insanların (toplulukların) farklı tanrı ve inanç algılamasıdır. Alevilik neden bunun dışında olsun... Hem Alevilerin ne eksiği var... Bırakın, onlarında kendi içlerinde değişik tanımlar yaparak, değişik Alevilikler ve Cem Evlerine sahip olsunlar.
Hem zaten öyle...
Devlet istedi diye; hiçbir inanç kendi çeşitliliğinden vazgeçmez. Aleviler de vazgeçmeyecektir.
Devletin tekçi anlayışı ve dayatmalarına karşın; hayatın akışı diyalektik çeşitlilik üzerine kurulmuştur... Aynı dinin içinde her inananın; tanrı ve din algılaması farklılıklar gösterir. Söylemde bir ve aynı şeyden söz ediyor gözükmek, o çeşitliği yok kabul etmemize yetmez...
Tamda burada; kocaman bir parantez açmak istiyorum. Çünkü bu noktada; Alevilerin de kafası fena halde karışık. Onlar da; bu tekçi anlayıştan yakalarını kurtarmış değiller.
İbadet pratikleri ve ibadetin Cem Evlerinde olmasında buluşan Aleviler, tanımlamada da tekliğe ulaşmaya çalışıyorlar. Yıllardır bunu zorluyorlar. Ancak tüm zorlamalara rağmen bırakın yakınlaşmayı, ara giderek açılmakta...
Tekçi (monist) yaklaşımlar bir kenara bırakıldığında görülecektir ki; inancın akademik boyutunun; teke indirilmesi mümkün değildir. Çeşitliliği var eden bu alandır. Bir inancın algılanması, tarihi ve onun yorum







