Nur GÜDÜCÜBaşlık parası karşılığı, istemediği erkeklerle evlendirilen ‘’ çocuk anneler’’ özellikle cinsel istismara uğrayarak nikâhsız yaşayan genç kızlar… Geleneklerin saklı tutmayı zorunlu kıldığı tecavüzler ve töre cinayetlerine kurban giden isimsiz kadınlar. Onlar bizim çocuklarımız.
4. Dünya Kadın Konferansı Eylem Platformu’na göre, her yıl 15–19 yaşları arasında 15 milyondan fazla kız çocuğunun doğum yaptığını, Türkiye’de ise çocuk annelerin prevelansına ilişkin sağlıklı verilere ulaşmanın mümkün olmadığını kaydedildi.
Trajik öykünün altında yatan gerçek ise ailelerin ekonomik güçsüzlüğü olarak görülüyor
Uzmanlar; Çocuk annelerinin varlığının, Türkiye’de çocuk yaştaki insanların evlenmesine toplumsal olarak da izin verildiğini gösterdiğini kaydederek, Medeni Kanun’a göre hâkimin 17 yaşındaki bir çocuğun evlenmesine izin verdiğini ancak ehliyet edinebilmek için hukuksal olarak 18 yaş sınırının olduğuna dikkat çekiyor. Zorla ve küçük yaşta evlendirmelerin Türk Hukuku ve uluslararası hukukla çeliştiğini bazı dinsel ve geleneksel uygulamalarla resmi olmayan şekilde nikâhlar gerçekleşebildiğini de belirtiyorlar.
Yetkililerin Doğu’da başlık parası yüzünden evlilik yaşının yükseldiğini söylemesine rağmen, parayı bulanın evlendiği 18 yaşın altında ki, bu çocuk kadınlar bizim çocuklarımız değil mi? Onların çocuklarıyla birlikte, çocuksu duyguları nasıl?
( Söyleşilen çocuk kadınların isimleri onlara verdiğim ‘’sözde’’ saklıdır)
Aslında gönlünde de bir jandarma onbaşı varmış
İşsizlik yüzünden eşiyle birlikte göç edip İstanbul’ a gelen E.G. yaşadıklarını söyle dile getiriyor
‘’ Perdeyi aralayıp dışarıda oynayan yaşıtlarıma gizli gizli özenerek bakıyordum. Onlar gibi olmak, şakalaşmak hatta oynamak istiyor, ev işine dairde hiçbir şey yapmak içimden gelmiyordu.
Ne zaman pencereye yaklaşıp dışarıda ki yaşıtlarımı seyre dalsam kaynanam koluma yapışır hamur teknesinin önüne oturturdu. Kalem tutacak parmaklarımın unla su karışımı içerisinde ki görüntüsüne bakar, tüm hayallerimi o harcın içinde yoğururdum. ‘’
Mardin’ in bir köyünde dünyaya gelen 25 yaşında ki E.G.;
‘’ 16 yaşımda başlık parası alınarak istemediğimle evlenmek zorunda kaldım’’ diyor.
Hayalleri varmış. İlkokuldan sonra babası ‘’ Yeter bu kadar okuduğun. Okumayı yazmayı nasılsa öğrendin. Geliştin köylük yerde dikkat çekiyorsun. Evlen evinin kadını ol ‘’ deyip okuldan almış. Köyün tek bayan öğretmenine özenip, bir gün o da öğretmen olup, modern giysiler içerisinde öğrencileri arasında olmayı hayal edermiş.
Aslında gönlünde de jandarma bir onbaşı varmış. Bakışırlarmış. Sonra teskere alıp gitmiş. Evlendikten bir yıl sonra çocuğu olmuş. Arkasından bir tane daha.
‘’ Okulun çıkış zili çaldığında evimizin arka bahçesine yönelir, çitin arkasına saklanıp ellerinde kitapları olanlara bakardım. Onların ellerinde kitaplar, bende kanımdan canımdan bir bebek’’ diyor.
Ağabeyim tecavüz etti
Y.K. annesiyle birlikte İstanbul Kâğıthane’ de bir tekstil atölyesinde çalışıyor. 22 yaşında 4 yaşında da bir kızı var. Konuşurken elleri titriyor. Sık sıkta ‘’ Abla adımı yazmayacaksın değil mi? ‘’ diye de tembihliyor.
Üç yaşındayken babasını kaybetmiş. Aile büyükleri anneyi tekrar nikâhlamak istemiş. Anne de çocuklarını alıp İstanbul’ a kaçmış. Kendisinden beş yaş büyük bir ağabeysi var. Anne merdiven silmeye giderek iki çocuğunu da yetiştirmeye çalışmış. 11 yaşındayken evden sık sık kaçan ve bali koklayan ağabeysinin ensesi ilişkisine maruz kalmış. Bir yıl korkusundan bunu saklamış. Ailesi olayı fark ettikten sonra evdeki büyük tartışmada ağabeysi annesini bıçaklamış. Bir daha da ne ölüsüne ne dirisine rastlamışlar.
15 yaşındayken babasının marketinde çalışan 18 yaşında ki Muammer S. ile kaçıp, Küçükçekmece’ de ki akrabalarına sığınmışlar. Muammer S. in ailesi Y.K yı istememiş. Nikâhsız olarak beş yıl yaşamışlar. Bu ilişkiden bir kızı dünyaya gelmiş. Babasının nüfusuna geçmiş. Muammer S. beş yıl sonra başka bir kıza gönül vererek onunla resmi olarak evlenmiş. Y.K dan kızını almış. Arada bir kızını görmesine izin veriyormuş.
‘’ Kendim çocukken ve çocukluğumu yaşayamadan omuzlarıma büyük bir sorumluluk indi. Haksız maruz kaldığım yaşantımı sorguluyor, birde çocuk büyütüyordum. Benimkisi aslında geçmişten bir kaçıştı. Okuyamadım. Zaten okulda da başarılı bir öğrenci değildim. Fakirlik vardı. Zengin olmayı. Annemi rahat ettirmeyi çok istedim.
Büyük bir ailemiz var. Babam öldükten sonra annemi küçük amcamla evlendirmek istemişler. Annemde kaçıp İstanbul’ a gelmiş. Bizi bulurlarsa öldürürler. Çocukluğumu bu sorunlar olmadan tekrardan yaşamayı isterdim. Çocuk parklarından geçtiğimde kimseye aldırmadan kaydırağa çıkıyor kendimi aşağıya salıveriyorum. En mutlu olduğum an kızımla o çocuk bahçesinde oynadığımız saatler ‘’ diyor.
15 yaş büyük bir eş ve iki çocuk25 yaşında ki S.S in anlattığına göre: Annesi babası yaşlıymış. Ölürüz sahipsiz ortalarda kalırsın diye S.S. yi kendinden 15 yaş büyük birine görücü usulü vermişler.
‘’ Bizim buralarda evlenme yaşı 14- 16 dır. 20 yaşına gelene evde kalmış gözüyle bakılır. İstanbul’ a gelin gideceksin. Daha ne istiyorsun. Büyük şehir. Medeniyet görürsün, rahat edersin deyip evlendirdiler’’ diyor. Daha 15 yaşındaymış. Anadolu’nun ücra bir köşesinden imam nikâhıyla gelin olup İstanbul’a gelmiş. Vapurun düdük sesinden dahi korkuyormuş. Eşi iyi bir insanmış. O na çok yardımcı olmuş. Dokuz ay sonra bir kızı, ardından bir kızı daha dünyaya gelmiş. Çocukları olunca belediye nikâhları kıyılmış. ‘’ Köyümde benimle aynı durumda olup, hatta kuma giden arkadaşlarım var. Nikâhım olduğu için şanslıyım. Alıştığım düzenden çıkıp büyük şehre gelmenin şaşkınlığını üzerimden atamadan iki de çocuğum olmuştu. On beş yaş büyük bir eş, iki çocuk. Aman İstanbul’ a geldin, gelir gelmezde ardı ardına iki çocuk yaptın. İstanbul’u sen mi dolduracaksın? Dediklerinde çok utandım. Oysaki Doğu’ da olsam daha fazla çocuğum olurdu. Cahillik işte. Batıda ki yaşamı görüp tanıdıkça, yaşıtlarımın ben iki çocukla uğraşırken okuduklarını ve çalıştıklarını izliyor kendimde bir eksiklik hissediyorum. Çocuklarımı yetiştirirken onların anneden çok arkadaşları oldum. İçimde kalan çocuksu hayallerimi onlarla yaşadım. Eğitimlerine de önem veriyorum.’’
Çocuk annelerde; posttravmatik stres bozukluğu, depresyon ve majör depresif bozukluk saptanmıştır
E.G.- Y.K.- S.S. sadece bir kaçı..
Çocuk yaşta anne olan ve cinsel tecavüzlere maruz kalan enses ilişkiler yaşayan,.
Çocuklarıyla birlikte çocukluklarını yaşamaya çalışan birkaç kadın.
Başlık parası karşılığı istemediği erkeklerle evlendirilip anne olanlar. Cinsel istismara uğrayıp nikâhsız yasayan genç kızlar.
Dr. Dilek Ekince ‘’ Alt sosyo-ekonomik ailelerin kız çocukları daha fazla evlilik riski altındadır ve kız çocuklarının erken yaşlarda evlenmeleri özellikle akraba evliliği yapmaları Türkiye’de bebek ve anne ölümlerinin düzeyini artırıcı bir etkendir. Olguların psikiyatrik değerlendirmesinde de posttravmatik stres bozukluğu, depresyon ve majör depresif bozukluk saptanmıştır ’’ diyor.
Toplumsal bir sorun
Psikolog Doğan Cüceloğlu İnsan Ve Davranışları kitabında genç yaşta anne olmayı şöyle özetlemiş:
‘’ Genç anneler genellikle fakir ve iyi eğitilmemiş toplum kesiminden geldiklerinden çocuklarının bakımı büyük sorunlar yaratır.
Çocuklarını yetiştirmek için gerekli “annelik becerilerini” bilmedikleri ve kendi bebeklerine bakamadıkları gibi, kendi kendilerine destek olacak mesleksel becerilerden de yoksun bulunduklarını, ömürleri boyunca sürekli bağımlı bir yaşam sürdürdüklerini göstermiştir.
Türkiye’de genç annelik, kırsal kesimdeki erken evliliklerin ortaya çıkardığı bir sorundur’’
Türkiye 2002 yılında Birleşmiş Milletler Çocuk Satışı ve Pornografisine dair ek protokole imza attı.
Avukat Selami Erener ‘’ İmam nikâhı ile yapılan evliliklerin hiçbir kanuni hükmü yoktur. Kıyanda kıydıran da suç işliyor’’ diyor.
‘’Türk Caza Kanunu’ nda 16 yaşını tamamlamış herkesi etken ya da edilgen cinsellikle edimler bakımından ehil saymaktadır.
Yasanın cinsel dokunulmazlığa karşı suçları ele alan – Çocukların Cinsel İstismar – başlıklı 103. madde de Çocuğun cinsel istismarının tanımı On beş yaşını tamamlamamış ve ya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı geliştirilen her türlü cinsel davranışlar şeklinde belirtilmiştir.
Bu durumda örneğin – cinsel istismar- çocukluk yaşı biraz daha geriye çekilmektedir.
Buna göre çocuk nitelemesi içinde bulunabilmek, devletin doğal ve zorunlu koruması altında olmak için on beş yaş sınır olmuştur’’
Cinsel istismarın cezası
Avukat Selami Erener; cinsel istismarın cezai yükümlülüğünü şöyle açıklıyor:
‘’ 15 yaşından küçüklere yapılan cinsel istismarın cezası 3 yıldan 8 yıla kadar hapis.
15 yaşından 18 yaşa kadar cinsel suç. Hile, tehdit ve korkutma suretiyle işlenirse 8 ile 15 yıl hapis.
Eğer çocuğun bedensel ve zihinsel gelişimi tehlikeye girmişse 15 yıl hapis. Bu cinsel istismar aile fertlerinden, anne, baba, dayı, amca, ağabey gibi aile üyesinden geliyorsa ya da çocuğun bakımından sorumlu biri tarafından örnek; öğretmeni bakıcısı ya da şoföründen gerçekleşiyorsa ceza yarı oranında arttırılır.
Ceza Mahkemeleri Usulü Kanunu’ nda çocuklara karşı cinsel istismar, tutuklama sebebi sayılıyor. Ceza Mahkemeleri Usulü Kanun’ da böyle bir cezaya maruz kalan çocuğun ifadesinin bir kez görüntü ve ses kaydıyla avukat huzurunda alınması öngörülüyor.
Böylece çocuğa yeniden sarsıntıya maruz kalması engellenmiş oluyor. Birde bu tür olaylarda çocuğa avukat zorunluluğu getirilmiş durumda.’’
Kız çocuklarının erken yaşta evlendirilmesi Türkiye'de uzun yıllardır var olan, hala güncelliğini koruyan ve hala çözüm bekleyen bir sorundur.
Onlar bizim çocuklarımız.
Araştırma- Röportaj: Nur GÜDÜCÜ
2007
| Yorumlar |
|



















